Ana Sayfa

HÜSEYİN RAHMİ GÜNPINAR SÖZLERİ

  • Tevekkülün gemisi batmaz.
  • Hayat yalan, ölüm gerçek…
  • Herkes gönlünün yeteneği oranında sever.
  • Çok sevinmek de insanı büyük bir kedere uğramak derecesinde üzüyor.
  • Ahlâk kitabı yazan filozoflar benden sorsalardı en tehlikeli namussuzların namuslu görünmeye uğraşanların arasında bulunacağını söylerdim.
  • âleme ahlak dersi vereyim derken ahlaksızlık bataklığına düşüp de tâ dibini boylayanlar da görülmemiş değildir.
  • Herkes nasıl hareket edeceğini kendi aklıyla belirler.
  • Siz, sizi bu cehalet ve geriliğe bağlayan fikirlere yapışmışsınız.
  • Sen konuştuğun zaman şekerin lezzeti azaldı. Sen ağzını açtığında cevherin özü kayboldu.
  • Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Aldanıp da aldatamayanlar.. İşte aç kalan güruh bu zavallılar.
  • Ciddi aşklar dilsiz olur.
  • Duyduğunuz her yeni fikre kızmayınız . Onları güzelce kabul için anlama kabileyeti edinmeye uğraşınız.
  • Ana, babalar, evlatlarına her şeyi buyurabilirler; ama filanı sev, falanı sevme, diyemezler. Çünkü deseler de etkisi olmaz. Gönül duyguya bağlıdır; buyruğa değil.
  • Fakat bir zihne aşk coşkusu girerse orada akla fikre pek az yer kalır veya hiç kalmaz.
  • Bir fenalığı cahilce işlemek ile bilerek ve isteyerek yapmak arasında büyük fark vardır.
  • Bugün diyelim ki bir milyon insan arasında ürkmeden hakikati gören ve cesaretle onu bağırabilen kaç düşünür vardır?
  • Beynin de, kullanılmayan başka bir vücut organı gibi zayıflayacağını bilmeyerek bilgilerini genişletecek, zihinlerini kuvvetlendirecek bir ciddi şekilde okumaya üşeniyorlar.
  • Sırf görünüşe bağlı dostluklar çabuk yok olur. Kalıcı olan içsel münasebetler, samimi sevgilerdir ki bunlar da ilk bakışta ortaya çıkamaz.
  • Aman yarabbi, ihtiyarı, genci hepsi birer türlü kaçık. Benimle onların farkları şu ki ben, deliliğimden şüpheleniyorum, onlar deliliklerini hiç bilmiyorlar.
  • Ama insan mayasında yasaklanan şeye karşı çekinmekten ziyade eğilme istidadı vardır.
  • Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Aldanıp da aldatamayanlar.. İşte aç kalan güruh bu zavallılar.
  • Kabahat bende değil. Ruhum vahşidir, hiç kimseye çabuk ısınamam.
  • Fakat bir zihne aşk coşkusu girerse orada akla fikre pek az yer kalır veya hiç kalmaz.
  • Görünür mü gayri alem gözüme, ben elimle yare açtım sinemi.
  • Dosta en büyük ihtiyacı olan çirkinlerdir. Onlar bu yoksunluklarını bildiklerinden çirkinliklerini örtmek için ekseriya hünerler, faziletler edinmeye uğraşırlar.
  • Yüreğim eski yürek değil. Dayanamıyorum.
  • Gönül aşk sarayını yıkılmış görmektense bazı hakikatleri çiğnemekten çekinmez.
  • Ne kadar melek huylu bir kız olursan ol. Herkesin içinde bir kere bisiklete binmek herkesi senden nefret ettirmeye yeter!
  • İtirafı zor olan gerçeklerin saklanması daha zordur…
  • Niçin uyanıp üstünüzdeki cehalet tozundan silkinmeye uğraşmıyorsunuz?
  • Erkekler için günümüz ilimlerinin lazım saydığı şeylerin kadınlarca da lüzumunu düşünmek neden kabahat? Neden günah olsun?
  • Bir kötülük yapmasınlar da, iyiliklerinden vazgeçtim.
  • Hırsızlığı kaldır, artık mahzenlere, demir kapılara, kasalara, bankalara, polislere, bekçilere lüzum kalmaz. Medeniyet çalışmalarının ehemmiyetli bir kısmı şıp diye durur.
  • Gönül kimi severse güzel odur.
  • İnsanların mayasında vardır. Bu gariplik; övmeye üşenir, yermekten haz duyarlar. Adam çekiştirmek o kadar tatlı bir şeydir ki..
  • Biri kalemiyle halkı aldatıyorsa öbürü de diliyle âlemi kandırıyor…
  • Duyduğunuz her yeni fikre kızmayınız. Anlama kabiliyeti edinmeye uğraşınız.
  • Sevmek hususuna gelince bundan o derece sıkılıyorum, bu cihet nefsime o kadar ağır geliyor ki tarif edemem.
  • Kaderine razı olanın gemisi batmaz.
  • İnsanlar saçma inançlardan uzaklaşıp ne kadar az aldanırlarsa, insanlık şereflerine o kadar yaklaşmış olurlar.
  • İlim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür.
  • Hemen her yerde ve hele ilim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür.
  • Herkes duyduğu şeyi, inceden inceye araştırmaya lüzum görmeksizin onu kötüye yormaya eğilimlidir.
  • İnsanın mayası zaafla, korkaklıkla yoğrulmuştur…
  • Aşk denilen şey meğer ne şiddetli bir ruh fırtınasıymış!
  • Canımın içi… Benim artık senden başkasını sevebilmeme olanak yoktur. Sevdiğim yalnız sensin. Ebedi olarak da sen kalacaksın.
  • Artık sahte sevgiden, yalancı bir yüz görmekten, yalan dinlemekten bıktım.
  • İçimizde en talihsiz olanlar bir erkeğe cidden gönül vermek felaketine uğrayanlardır. Bir erkeğe âşık olmak bizim gibi kadınların yıkımına yol açar.
  • Bir insanın dünyadaki en büyük dostu, dert ortağı olandır derler. İnsan, içindeki elemleri yansıtacak diğer bir kalp bulursa üzüntülerinin fazlasını oraya taşırarak biraz sakinleşir.
  • Canım neler yapmak istiyor. Bana deli diyecekler diye korkuyorum. Akıllı olmak ne büyük ahmaklık, ne iç yakan bir sıkıntı. yarabbi!
  • Eğer ağlamakla ahlak düzeltmek mümkün olaydı dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı…
  • Böyle ölesiye yaralanan bir kalp artık iyileşir mi?
  • Şimdicek bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı…
  • Zavallı Türk kadını için ev içinde bedenini hareket ettirmeye iki büyük vesile vardır. Ya ortalık süpürmek adına hasır süpürgeyi alıp iki kat olarak evin bütün mikroplu tozlarını yutmak. Yahut çamaşır adına leğen başında akşama kadar bütün ailenin kirlilerinin sıcak su içinde saldığı zehirli buharları teneffüs etmek… İşte bizim en büyük egzersizimiz, sporumuz bundan ibarettir.
  • Şimdiye kadar sevilmedim. Çok özendim. Fakat sanırım ki sevmedim. Yahut biraz öyle zannettiklerimin sevgi olmadığını şimdi anlıyorum. Gençlerin kalplerini saadetle dolduran sevgi perisi benim gönlümde hiçbir vakit bir hakikat şekline girmek lütfunu göstermedi. Daima daima hayal şeklinde kaldı. İşte ben öyle oyalandım. Hep hayaller hülyalar arkasından koştum. Hep mevcut olmayan afetler için ağladım. Bu hiçler için o kadar yoruldum ki aşkı da inkar edecek bir hale geldim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.