Ana Sayfa

KEMAL HAŞİM KARPAT SÖZLERİ

  • Demokrasi ne dini, ne de milliyeti yadsır, ancak bu temellerden hareket ederek düşünce hürriyetini ve demokrasiyi reddeden ideolojileri mahkûm eder.
  • Kendi mili yurdunda yaşamak, insana acıyı bal eder.
  • 2. Abdülhamid bürokrasiyi yeniden düzenledi, eğitimi yaygınlaştırdı, tarımsal sistemi yeniledi, ulaşım sistemini modernleştirdi ve ekonomiyi bütünüyle canlandırdı. Onun saltanatında, tarımsal üretim üç kat arttı ve sanayileşme alanında ilk adımlar atıldı.
  • Türkiye’de siyasal partilerin liderliğe ve dinsel özgürlüğe yaklașımlarını genel olarak yönlendiren inanç șöyledir: Halk dindar olduğu için, laikliğin sınırlandırılarak dinsel özgürlüklerin daha da genișletileceğine dair sözler daima daha çok oy kazandırır.
  • İnsanlar dünyaya geldiklerinde, hem güzel, hem de zor günleri yaşamak için gelirler. Aksi takdirde, boşuna gelmiş olurlar bu dünyaya ve gölge yapmaktan başka bir şeye yaramazlar.
  • Tabiatın ve insan yaradılışının gereği hürriyettir , insan hür doğar , hür yaşar , kendi iradesiyle kurumlar oluşturur ve kendi kararı ile onlara tabi olur.
  • Bir insanın karakterini öğrenmek istiyorsan, ona hiç ummadığı bir görev ver, o zaman her şey ortaya çıkar.
  • Türkiye ‘de demokrasinin ruhunu Milli Mücadele ‘de ve Birinci Büyük Millet Meclisi’nde bulmak mümkündür.
  • Osmanlı Devleti, Ortaçağ ve modern zamanlarda üç tektanrılı dini birden resmen tanıyan ve etnik ve dilsel alt gruplarıyla birlikte uyumlu bir şekilde bir arada yaşamalarını güvence altına alan tek siyasi organizasyondur.
  • Fakat gerek 1950-60 döneminde gerekse ondan sonra günümüze kadar gelen süreçte Türkiye demokrasisi Bir Ana zaaftan kurtulamamıştır. Bu ana zaaf şüphesiz güçlü, prensiplere bağlı, halk ruhunu benimsemiş bir muhalefetin yokluğudur.
  • Aydınlardan gelen uyarılara rağmen, milletvekili adaylarının gösteriş amacıyla halka birlikte camide namaz kıldıkları bile oluyordu. Halkın ince zekası, bu tür namazlara “seçim namazı” ismini uygun görmüştü.
  • Osmanlı’yı hor görerek, aşağılayarak Avrupa kültürüne şeklen gönül bağlayanlar, Türkiye’ de ön safta yer alırlar. Oysa Avrupa ve nispeten yeni bir ülke olan ABD, tarihlerine birinci derecede önem verirler. Bu anlayışın karşısında da Batı’yı ve dışarıya açılmayı tümüyle reddeden “dinciler” ve “milliyetçiler” vardır.
  • Osmanlı hâkimiyeti altında Macaristan ve Transilvanya’da serbestçe Kalvinizm propagandası yapılıyordu ki bu ülkeler on yedinci yüzyılda Kalvinist ve Unitarianların kalesi haline geldi. Habsburglar üzerindeki Osmanlı baskının Avrupa’da Protestanlığın yayılmasında önemli bir faktör olduğu gerçeği oldukça inandırıcı bir argümandır.
  • Demokrasi , hem dostunu hem düşmanını bir arada yaşatabildiği için başka siyasi rejimlerden üstündür.
  • Kısacası Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası halkın dinine, geleneklerine, diline dokunmadan tarihi ve kültürel devamlılığını korumak suretiyle bu ilerlemeyi gerçekleştirmeyi amaçlıyor; Cumhuriyet Halk Fırkası ise Türk insanının, ancak Osmanlı tarihi ve kültürünün devamlılığından koptuktan sonra hazırlanacak bir programla yeni benliğini ve kimliğini kazanabileceğini düşünüyordu.
  • Kara bulutlar çekilince, her taraf aydınlanır.
  • Türk milliyetçiliğindeki laiklik anlayışı, devleti güçlendirmek adına din kurumunu çeşitli yönetsel ve yargısal işlevlerinden yoksun bırakmak şeklinde vücut buldu.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.