Ana Sayfa

Muhammed İkbal Sözleri

  • Ey gönül, ey gönül, onun diyarına yönelmiş gidiyorsun; beni yalnız bırakıyorsun. Ey gönül, ey gönül; her an yeni yeni arzular yaratıyorsun; ey gönül, ey gönül, senin hiç başka işin yok mu?
  • Ya Rabbi, şu cihanda ne güzel bir kaynaşma, bir hengame var; Herkesi ayrı bir kadehten sarhoş etmişsin. Bakışlar birbirine uyuşuyor ama gönlü gönle, canı cana yabancı yaratmışsın!
  • Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’in şevket ve adalet devirlerini ihya et. Ovadaki lale üzerinden bir bahar rüzgarı gibi geç.
  • Nice insanlar vardır ki, işleri güçleri şeytanlıktır. Nice şeytanlar vardır ki, İdris Peygamber gibidirler.
  • Ey gönül, pervane gibi bu akılsızlık, münasebetsizlik daha ne kadar sürecek? Ne zamana kadar erkekçe bir hareket yapmamakta devam edeceksin? Bir kerede kendini kendi ateşinde yak. Ne zamana kadar yabancının ateşi etrafında dönüp duracaksın?
  • Keykubad’ın tahtı, Cem’in tacı toprak. Kilise, put yerleri, Kabe toprak. Lakin bilmiyorum, benim cevherim nedendir? Gözüm göklerin üstünde; tenim toprak.
  • Gizli derdi olmayan insanın teni vardır ama canı yoktur. Eğer can istiyorsan sonsuz bir aşk ve hummalı bir çırpınış iste!
  • Bana hüner sermayesi verdiler. Lakin Hint diyarında beni hor ve hakir ettiler.
  • Hükümran idi, ancak hiçbir şeyi yoktu. Elinde ancak kılıç ve Kur’an vardı.
  • Aşk kılavuz istemez; tek başına yol alır.
  • Ahmağa yüz, aptala söz vermeye gelmez.
  • Sakın şiir bir delilik eseri zannetme, bu deliliklerin kemalinde asıl akıl ve idrak mevcuttur.
  • Sen güneşsin; bende senin peykin olan Ay’ım. Senin bakışın beni baştan aşağı nur haline getiriyor. Kucağından uzak kaldıkça eksiğim. Sen bir Kur-an’sın, ben de senin cüz’ünüm.
  • Göğsün içinde gönül nedir? Diye sorarsan cevabım şudur; Akıl yanmaya başladı mı gönül olur. Gönül çırpındığı için gönüldür. Lakin bir an bu ızdırabı terk etse çamurdan başka bir şey olmaz.
  • İlim, apaçık bir sualdir. Aşk ise gizli bir cevaba benzer.
  • Hiçbir köpek görmedim ki, başka bir köpeğin karşısında boyun eğsin.
  • Aşk, bahçelere bahar rüzgarı hediye eder. Aşk, dağ eteklerine yıldız gibi goncalar serper. Aşk güneşinin ışığı, denizleri deler geçer de balığa yolunu bulduran bir göz ihsan eder.
  • Bu kâinatın vücuduna kazma vur. Toprağın içinde Hint mabetlerinde olduğu gibi nice cevherler gizlidir.
  • Bir milleti yükselten, onun işini yoluna koyan ilim ve servettir. İlim ve servet , milletin itibarıdır. İlmi hür ve faziletli insanların sinesinden, servet dağların bağrından al.
  • Visal sevgiyi öldürür.
  • Bu gönül bahçesinde koku gibi perişan ve avareyim. Bilmiyorum; ne istiyorum, ne arıyorum. Bir insanın istediği ya olur ya olmaz.  Beni arzunun olması da öldürür, olmaması da.
  • Ben, baştan ayağa gizli bir manayım. Laf ebelerinin bakışına tahammülüm yoktur. Ne ihtiyarım elimdedir denebilir, ne de değildir denebilir. Zira ben yaşayan bir toprağım. Değişip duruyorum.
  • Ben çimenlerde öten kuşlar gibi değilim; yuvamın dalında yalnız başıma öterim. Eğer ince duygulu isen bana yaklaşma; zira nağmelerimden  damla damla  akan, benim kanımdır.
  • Tehlike, kudreti imtihan eder.
  • Devletler şairlerin kalbinde doğar, politikacıların ellerinde büyür ve ölürler.
  • Ne Afganlıyız ne Türk’üz ne de Tatarız. Biz çemen evladıyız; aynı ormanda yetişmişiz. Renk ve koku ayırmak bize haramdır. Zira bizi aynı ilkbahar yetiştirmiştir.
  • Bütün varlığı mameleki, Peygamber aşkı olan insan, denizlere, karalara sahiptir.
  • Göğsünün içinde yıldızları aşıp geçecek bir yol vardır. Lakin sen kendini tanımıyorsun. Bir kere de tohum gibi gözünü kendi içine aç ki, yerin altından bir fidan olup yükselesin.
  • Aşk kılavuz istemez, tek başına yol alır.
  • Müslüman, herkes tarafından sevilmek, takdir edilmek, şan ve şerefini kaybetmiş. Bir Hazret-i Halid, bir Hazret-i Ömer, bir Hazret-i Eyyüb kalmamış.
  • Güzel nedir, çirkin nedir; bu inceliği ben sana nasıl anlatabilirim?  Dilim titriyor, zira bunların manası hakikati çok derindir. Dalın üzerinde  dikeni ve gülü görüyorsun; halbuki dalın içinde ne gül gözükür, ne de diken.
  • Bilmiyorum, ben şarap mıyım, kadeh miyim? İnci eteğimde midir, yoksa ben inci miyim? Gönlüme gözümü diktiğim zaman görüyorum ki; canım başkadır, ben başkayım.
  • Şahin ölü sülün avlamaz.
  • İnsana sığabilene kainat, kainata sığamayana insan derim.
  • Aşk kılavuz istemez, tek başına yol alır.
  • Çemen kuşları ile beraber terennüm ediyorum; dilsiz goncaların diliyim. Öldüğüm zaman toprağımı bahar rüzgarına karıştırın ki, bütün işim gülleri tavaf etmek olsun.
  • Lale yaprağına renk veren aşktır. Canımızı beladan belaya atan aşktır. Eğer bu toprağı deşersen içinde aşkın nice kanlar döktüğünü görürsün.
  • Ey yeni kanat açan kuş! Kanat açmak lezzetini tamamen senin için yarattılar. Başka heves ve arzular, bizim kanatlarımızı ağırlaştırıyor; sen, yalnız uçmak zevkiyle kanatlanıyorsun.
  • Sana gizli bir nükte söyleyeyim; eğer hayat dersini bizden almak istersen… Eğer teninde bir canın yoksa ölürsün. Eğer teninde bir canın varsa ölmezsin.
  • Korkmayan bir gönül için aslan, dağ keçisi oluverir. Korkak bir gönül karşısında da ceylan, bir kaplan kesilir. Eğer korkmazsan deniz önünde bir ova gibi tehlikesiz, dümdüz uzanıp gider. Korkarsan, her dalgasında bir timsah var zannedersin…
  • Hayat bir şaraptır ki, en acısı en iyisidir.
  • Can sazını terennüm ettiren senin mızrabındır. Bu nasıl oluyor, sen hem canın içindesin, hem dışında? Ben bir kandilim, seninle yanarım, sensiz kalınca sönerim. Ey benim hikmetinden sual olunmaz Rabbim, sen bensiz ne alemdesin?

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.