Ana Sayfa

REŞAT NURİ GÜNTEKİN SÖZLERİ

  • Felaketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer.
  • Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.
  • Hayata paçavra diyen, meğer ne doğru söylüyormuş.
  • Ben kendi yolumda emin adımlarla yürüdükten sonra korkum ne?
  • Acımak bir süre sonra hissizleştiriyor insanı.
  • Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?
  • Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.
  • İnsan için, her şeyi söylerler. Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun.
  • Doğru söze darılmak ayıptır.
  • Kolayca teselli edilecek dert insanı böyle ağlatmaz.
  • Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz.
  • Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.
  • Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.
  • Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.
  • Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor.
  • İnsanlar için şöyle böyle deriz ama, aralarında iyileri de var… Fakat yazık ki, onlar, bu dünyada bir türlü bahtiyar olmanın yolunu bulamıyorlar. Ya bir çakır pençe arkadaşa düşüyorlar, ya akraba ahbap şerrine uğruyorlar. Sessizliklerine, saffetlerine, hilm ve tahammüllerine kurban olup gidiyorlar.
  • Sabit fikirler insanı, kanserler eti nasıl kemirirse öyle kemiriyor.
  • İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
  • Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat. İnsan ne kadar acı olursa olsun bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükun ve tevekkül geliyor.
  • Hiç bir kadın bu kadar derin bir duygu ve ihtiyaç ile sevilmemiş, aranmamış ve düşünülmemiştir.
  • Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar.
  • Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.
  • Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.
  • Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi?
  • Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.
  • “Niye kitap okumuyorlar?” demek “Niye piyano çalmıyorlar?” demek gibi bir şeydir. Kafayı kitap okumaya alıştırmak parmakları piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir. Ona göre yetişmek, ona göre hazırlanmak lazım gelirdi. Okumak bir kitaptan alınan elemanlarla kendine manevi bir dünya yapmak, onun içinde tek başına yaşayabilmektir. Bu, ta çocukluktan başlayan uzun alışkanlıklar ve egzersizler neticesidir.
  • Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!
  • Aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar.
  • Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.
  • Çalışmak, bütün ruhuyla, kendini başkalarına vermek ne güzel şey!
  • Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.
  • Evimdeki yalnızlıktan nasıl korktumsa içimdeki yalnızlıktan da öyle korkuyorum.
  • Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.
  • Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır.
  • Bir zehri insan, bir kere yutmalı, ya ölür ya kurtulur.
  • Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.
  • En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?
  • Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç.
  • Akşam oldu mu şehir, bir kocaman kabristana dönüyor, yüreklere bir kasvettir çöküyor.
  • Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.
  • Hokkabazın yumurtasında olduğu gibi, sözlerde de meseleler iç içedir.
  • Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.   Manzaralar, çehreler, hatıralar insandan uzaklaştığı nispette güzelleşir, şairaneleşir; türlü bulutlara, sislere, renklere bürünür.
  • Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.
  • İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.   Günümün birkaç saatini kitaplara verdim. Okurken başka bir dünyaya girer bütün dertlerimi unuturdum.
  • Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.
  • Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakikada öğretiyor.
  • İnsana en yakın akrabaları kalpsizce vurduktan sonra yabancılar vurmuş ne çıkar?
  • Düşmesini istemeyen, zamana ayak uydurmasını bilmeliydi.
  • İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.
  • Fakat nereye? İstanbul öyle bir hale gelmiş ki sokakta kaldırımların üstünde yatıp ölsen:” Acep insan açlığından nasıl ölürmüş hele bir seyredelim!” diye etrafına bir yığın ahali birikecek…
  • Çirkinin ağzındaki güzel söz, acizin ağzındaki haklı söz kadar boş faydasız bir şeydi.
  • İnsan, kuyuya düşer gibi paldır küldür yuvarlanmaz. Böyle gafil mantıklarla kendini aldata aldata, alıştıra alıştıra namussuz olur.
  • Ben saadeti ikiye ayırırım. Başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.