Ana Sayfa

YAHYA KEMAL BEYATLI SÖZLERİ

  • Eğer biz İstanbul’un kıymetini tamamen bilirsek İstanbul uyanmaya başlıyor demektir.
  • Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
  • Bu devletin iki manevi temeli vardır: Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hala okunuyor! Selim’in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur’an ki hala okunuyor!
  • Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.
  • İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
  • Üstümüze zaman yağdı, Hüznümüz ondan…
  • Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta.
  • Kalbimin takati yok, hem bu duyuş çok sürecek… Macera başlamadan ben buradan ayrılayım.
  • Gürlemiş Topkapı’dan bir yeni şiddetle daha
    Şanlı namıyla “Büyük Top” denilen ejderha.
  • O eski İstanbul, o büyük, o güzel, o rengarenk İstanbul ki bir defa gören Avrupalılar memleketlerine dönünce nakletmekle, yazmakla, çizmekle bitiremiyorlardı.
  • Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden.
  • Bir yoldu parıldayan gümüşten,
    Gittik… Bahis açmadık dönüşten.
  • Kalbi olanların dili yok, dili olanların kalbi yok.
  • Büyük Allâh’ı anarken bir ağızdan herkes. Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses.
  • Her gezmeğe çıkmasıyle her yer
    Bir zevkini andırır baharın.
    Endamını zanneder görenler
    Bir bestesi eski bestekarın.
  • Artık demir almak vakti gelmişse zamandan! Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan…
  • Kıskanıp gizlemiş kaza ve kader
    Belki binden ziyade bestesini.
  • Fakat minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, Frenk terbiyesiyle yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlayamayacaklar!
  • Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yâ Rabbi! Senin uğrunda ölen ordu budur Yâ Rabbi! Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyedî nâmın Gâlib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.
  • İmlamız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek; çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil!
  • Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül!
  • Denilebilir ki İstanbul’u, Üsküdar’ı ve Boğaziçi’ni, her tepeden, her kıyıdan, her köşeden, her mevsimde, sabah, öğle, akşam ve gece saatlerinde, derinden derine seyredecek bir sanatkar kaç türlü yeni güzellik bulur; bunların koleksiyonunu tamamlamaya bir insan ömrünün yetmeyeceğine karar verir.
  • Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
    Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
    Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
    Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
    Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
    Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
    Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
    Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.